Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İçimizdeki Sıkıntıları Eriten Gezintiler

Yıllarca insanlar, köylerinden bile çıkmayıp dünyalarını çok küçük bir alana sığdırmışken, amansız ve bazen amaçsız bir gezme halinin normalleştiği bir zamanda, herkes gibi ufak can sıkıntılarımızdan kurtulacağımız gezintilere çıkar olduk. Sokaklarda yürümek, parklarda oturmak, nehir kenarında piknik yapmak, gün batımını izlemek bir dağın tepesinde veya sahilde denizi izlemek… Bunlardan herhangi biri, içinde kaybolunan, hızlı yaşamanın kutsal olduğu bir normalde bize dinginlik verebildiği ölçüde bize iyi gelir. Öte yandan, içinde boğulduğumuz normalden kurtulmanın veya en azından bir mola vermenin tek yolu olan bu gezintiler, bazen normalin tüm ruhuna uygun yapılmakta ve tam da bu yüzden birer “yapılması gereken” olarak normali yeniden üretmenin ve nefes almak bir yana, boğulma hissinin depreşmesine sebebi olur. Bir müzede tüm resimlere en fazla 2 saniye bakarak, 2000 yıl önce pişmiş topraktan yapılmış, toprağın kalbine gömülü kalmış ve aynı toprağın içi bir ameliyat hassaslığında aç...