Kayıtlar

Ağustos, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Peri Bacalarının Perilerine Ne Oldu?

Resim
  Ülkemizin tarihi ve doğal güzelliklerinin bol olduğundan her dem vurulduğunda akla genellikle bir yeşil alan, eski bir yapı veya sahiller gelir. İç Anadolu’nun içlerinde, içlerinin oyularak insanlara sığınak olmuş, şehir olmuş kayalardan oluşan ama bir o kadar da doğa eliyle ortaya çıkan hem doğal hem de tarihi bir güzellik daha vardır. Bu güzellik genel adı Kapadokya olan, nasıl oluştuğu anlaşılmadığı için perili zannedilen ve bacaya benzediklerinden Peri Bacaları denilen bir yerdir. Aslında birbirine yakın birden fazla yerin adıdır. Kimine göre perili, kimine göre perilerin yaptığı bu güzellik, diğer tüm güzellikler gibi maksimum fayda sağlanması için zorlanmaktadır. Mevsimine göre taş, toz, sıcak veya taş toz, soğuk olarak nitelendirilen, yılın 365 günü aslında “pek bir numarası” yok denilen bu doğal-tarihi güzellikten, yani taştan, tozdan ekmek çıkarılmakta, adeta suyu sıkılmaktadır. Bu kadar suyu sıkılan bir yerin bir yerden sonra sıkıcı olması ve pek bir numar...

Proust Anketi ve Benim Cevaplarım

Merhaba! Ünlü Fransız yazar Marcel Proust ile tanışmam, değer verdiğim bir bilim insanının “ben de roman okurum ama sadece kaliteli romanlar okurum. Mesela Marcel Proust okurum” demesiyle başladı. Elbette daha önce kitaplarını görmüş, bazı yerlerde alıntılarını okumuştum. Ama elime hiçbir kitabını almamıştım. Bir gün artık okumanın vakti geldi diye düşünerek (aslında hiç de vakti değilmiş, birazdan anlatacağım) Kayıp Zamanın izinde kitap serisinin tamamını satın aldım. Renkli ve güzel hazırlanmış kapakları ile toplam 1000 sayfayı aşan 7 kitap ilk bakışta çok heyecan uyandırıyor. Fakat bilen bilir. Proust çok uzun betimlemeleri, yaşadığı çağın felsefi, sanat ve siyasi tartışmalarına oldukça hâkim ve hemen hemen her paragrafta bunlara atıfta bulunması ile ünlü çok iyi bir yazar, çok iyi bir edebiyatçı, harika bir sanatçı. Ama kitap bu yüzden okunması çok zor bir hal alıyor. Hele ki günümüzde artık odak sorunu yaşayan bir toplumun parçası olarak böyle uzun cümlelere ve bazı anlaşılmaz k...

Beni Ay’a Uçur: Hiçbir Şey Anlatmayan Bir Film Bize Ne Anlatabilir?

Resim
  Beni Ay’a Uçur: Hiçbir Şey Anlatmayan Bir Film Bize Ne Anlatabilir? Geçen sene yazın sonlarından itibaren başlayan, çoğumuzun sabırsızlıkla beklediği, bazılarımızı hayal kırıklığına uğratan, bazılarımıza büyük mutluluklar tattıran ve hepimize platform ekonomisinden çıkıp sinemaya gitmeyi ve sinema salonlarının varlığını hatırlatan film silsilesi uzun süredir son buldu. Ne zaman bir hafta sonu zamanım olsa bir tiyatro, sergi veya sinema takvimlerini karıştırırım. Tiyatroların tatilde olduğunu ve sergilerin de her zaman yeterince ilgi çekici olmadığını göz önünde bulundurunca şu günlerde sinema dışında çok ciddi bir alternatif bulunmuyor. Her ne kadar sinema da gerçek alternatifler çıkarmıyor olsa da… Artık kötü de olsa bir filme gitmeye veya en azından kanepede yayılarak ve küçük bir ekranda bir sürü dikkat dağıtıcıyla film izlemek yerine “ne olursa olsun ama sinema salonunda olsun” isteği ile geçen hafta bir filme gittim. Vizyondaki filmler ya “korku ve gerilim” filmleri ya d...